Fenerbahçe, en etkili taraftar topluluğu ile en yalnız kulüptür bu ülkede.
Fenerbahçe taraftarı en zengindir, en kültürlüdür, en eğitimlidir, en aydındır, en özverilidir.
Medya tarafından yapılan araştırmalarda genellikle orta ve ortanın üzeri ekonomik halli, Ege ve Marmara bölgesi ağırlıklı, üniversite mezuniyet oranı yüksek bir kesim olarak ortaya çıkar Fenerbahçe taraftarı.
Oysa bir de politik ve medyatik ağırlığı olan bir kulüp vardır memleketimizde. Mekteb-i Sultani kökenli, aristokratlığına binen seçkin azınlık, muhalif, istihbari, klanvari… Galatasaray’dır bu kulüp elbette.
Galatasaray Lisesi’ nin efsanevi “birbirini tutmacılığı”, bu lise mezunlarının genellikle kamu ve medya alanlarını saran hali ve ezeli Fenerbahçe kıskançlıklarının birleşimi, Galatasaray’ ın sayıca hayli düşük kalan esaslı taraftar oluşumunun etkisinin kelebek etkisine dönüşebilmesine en önemli sebeptir haliyle.
Medyadaki Galatasaraylı yazar-yorumcu kadrosu bolluğunun, Fenerbahçe ve camiasının her fırsatta ve hatta fırsatı olmasa dahi sebepli-sebepsiz “tu kaka” gösterilmesindeki rolü bellidir.
Ancak yıllar boyu yapılan karalama kampanyaları, Fenerbahçe’ nin camia ve taraftar gücüne deyim yerinde ise sivrisinek vızıltısı etkisinden daha fazla bir zarar verememiş, Fenerbahçe tüm anti-Fenerli medya ve oluşumlara rağmen yürüyüşünü o taraf açısından korkulandan da hızlı şekilde gerçekleştirmiş ve bugün Dünyanın ekonomik bakımdan güçlü ve sayılı kulüpleri arasına girmeyi başarmıştır. Öyle ki, yıllarca gerek medya ve gerekse Haluk Ulusoy Federasyonu döneminde kurullarca gerçekleştirilmeye çalışılan onca hak gaspı, onca karalama, onca sindirme politikalarına rağmen kurumsallaşmasını, ekonomik büyümesini, tesisleşmesini, görselleşmesini ve sportif başarılarını olağanüstü bir ivme ile zirveye taşımayı başaran Fenerbahçe karşısında, ülkemizin koskoca iki kulübü ve bir diğer ezeli iki rakip Galatasaray ve Beşiktaş yakınlaşmak, ağız birliği etmek, gereksiz ve temelsiz tepkilere ortak imza atmak, Fenerbahçe’ ye yapılanlara ortak şekilde sessiz kalmak ve adeta kardeş kulüpler havasına girmek zorunda kalmışlardır.
Geçen çarşamba Abdi İpekçi Spor Salonunda gerçekleştirilen Beko basketbol ligi Fenerbahçe-Efes Pilsen play-off final serisi 6. maçının sonunda Fenerbahçe taraftarı sahaya indi.
“Fenerbahçe taraftarı sahaya indi çünkü Fenerbahçe taraftarı yenildi, yenilgiyi kabullenemedi ” diyorlar. Sanki Fenerbahçe ilk kez yeniliyor, ilk kez şampiyonluk kaybediyormuş gibi.
Peki bunu kimler söylüyor? Efesliler mi? Bu gerçekten de mümkün olabilir mi? Yani “Efes taraftarı” diye bir oluşum varolabilir mi?
Bilindiği üzere Efes Pilsen basketbol bir şirket takımı. Bu şirketin tüm fabrika çalışanları ile dağıtım birimlerinin yetkililerini aileleri ile toplasanız kaç kişi eder bir tahmin yapabilir miyiz? 500 kişi? 1000 kişi?
Ya da medyada görevli Efes Pilsen taraftarı kaç yorumcu ya da yazar vardır? Kaç gazeteci vardır?
Ben “hiç” diyorum, kimi de 1, 2, 3 taş çatlasa 5 diyebilir. Fakat asla o kadar bile çıkmaz bunu herkes kolaylıkla tahmin edebilir. Dolayısı ile, kimdir bu günlerdir Fenerbahçe taraftarı sahaya girdi diye ortalığı birbirine katanlar? Elbette ki Galatasaray ve Beşiktaş tutan medyacılar.
Nedir bu insanlardaki Fenerbahçe düşmanlığı da, çoğu aslında izlemedikleri maçların hem de izlemedikleri açıkça anlaşılınca bile utanmadan yorumlarını yapmaktadırlar?
Peki milyonlarca taraftarı olan bir kulübün bu kadar çok taraftarından spor salonunu dolduran 12 bin kişi kadarı hadi 5-6 bin olsun, hep mi taşkın, hep mi saldırgan, hep mi yenilgi sonrası sahada???
Bu yorumcular, önceki maçlarda yapılan haksızlıklardan sonra taraftarın bu maça artık hazırlanarak gittiğini, bunu rakip taraf ile basketbol federasyonunun bildiğini ve buna rağmen tahriklerin devam ettiğini neden dikkate almazlar?
Bu sözde yorumcular ve sözde köşe yazarları, maç sonrası sahada bir bayan polis tarafından korunmaya çalışılan 8 yaşındaki kolu alçılı kızın masa hakemi olan annesi tarafından maçın olaylı geçeceğini de bilmesi gerektiği halde neden sahaya sürüldüğünü sorgulamadılar mesela. Ya da Efes Pilsen’ li oyuncular Kerem Gönlüm ile Kaya Peker yanında Efes teknik direktörü Ergin Ataman’ ın, serinin başından beri tüm maçlarda Fenerbahçeli oyunculara ve taraftara yaptıkları tahrik edici çirkin hareketlerle mimikleri de. Taraflı ve rezalet hakem hataları ise ayrı konu. Yorumcular Fener aleyhine olduktan sonra hiçbir branşta hakem hatalarına yer vermedikleri için, Fenerli olarak bunları artık kanıksar olduk. Yadırgamıyoruz bile. Hem de hata bile değil, kasıtlı davranışlar oldukları halde.
Ne diyelim, şimdilik bu kadar…
Fenerbahçe’ nin hakkını teslim edecek medyatik günlerin de geleceğini umduğumuz aydınlık ve güzel günlere özlemle…
fenerce tarafından yazıldı